Meltem Güler

Meltem Güler

*This is an algorithmically generated author record based on publicly available information.

Current Organizations / Institutes

The organizations/institutes from the scholar's latest article


Meltem Güler has a total of 7 co-authors. Here are the top co-authors by number of shared publications:


Latest Publications

  • Ziya Gökalp’ın Felsefi Mirası: “Modern Türk Düşüncesinde İrade, Mefkûre ve Hürriyet”

    by Meltem Güler, Hasan Çelik

    Modernite, siyasal kurum ve kimlik inşası süreçleriyle birlikte bir zihniyet oluşturma süreciyle de doğrudan ilişkili olduğundan, modernleşme süreçlerinde felsefi düşünceye özel bir alan açılıp açılmadığı öncelikli bir soru olmak durumundadır. Bu doğrultuda, imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinde Türk modernleşmesinin, Batı’daki modernleşme süreçlerinde gösterilen felsefi düşünce sahasındaki gayretlere dikkat kesilmemesi mümkün değildir. Batı’nın Rönesans döneminde olduğu gibi, geç-Osmanlı ve erken-Cumhuriyet dönemi aydınları da modernleşme sürecinde bilimsel ve düşünsel gelişmeleri bir zaruret olarak görmüşlerdir. Bu yöneliş, aydınların toplumsal seviyede bir zihniyet dönüşümüne olan talebiyle ilişkilidir. Ziya Gökalp [1876-1924] bu süreçte, modern Türk toplumunun teorik-pratik parametrelerinin belirlenmesi ve toplumsal sorunların çözümü konusunda felsefi düşünceyi ayrıcalıklı bir konuma yerleştiren ve döneminin Türk aydınları arasında felsefeyle teması en yoğun olan isimdir. Modernleşme arayışları çerçevesinde çoğu düşünürün salt entelektüel ilgi düzeyinde yöneldiği felsefi düşünce sahasıyla hakiki ve özgün bir ilişki kuran Gökalp genellikle Durkheim’ci olarak anılsa da bu makale, Gökalp’ın herhangi bir isme indirgenemeyeceğini savunmaktadır. Gökalp, maneviyat ile toplumsal değerlerin bireysel ihtiras ve arzulara üstün gelmesi gerektiğine inanan, bu bağlamda aşkın bir değer anlayışını savunan, taklitten kaçınarak fikir mücadelesini yürüten bir düşünürdür. Bu makalede, onun mücadelesinde önemli bir yer tutan ve felsefesini karakterize eden irade, mefkûre, hürriyet kavramlarına ve bu kavramlar arasındaki bağa değinilecektir.


  • Open Access

    Kapalı Çarşı’dan Silikon Vadisi’ne: Platform Ekonomilerinin İzini Süreli Yayınlardaki Reklamlardan Sürmek

    by Meltem Güler, Hasan Çelik

    Kültürel miras taşıyıcıları, aracı oldukları günlük yaşama dair bilgilerin geleceğe aktarılmasını sağlayan araçlardır; bunlardan biri de süreli yayınlardır. Geç Osmanlı’da süreli yayınlar yalnızca bir araç değil, farklı yaşam tarzları oluşturan bir dinamik olarak işlev görmüştür. Tüketimin kültüre dönüştüğü bu dönemde, süreli yayınlarda yer alan reklamlar/ilanlar aracılığıyla halka yayılan yeni ürünler, aktörler ve uygulamalar ortaya çıkmıştır. 19. asırda Osmanlı’da nispeten yeni gelişen ve kültür endüstrisinin yaşamsal parçasını oluşturan reklamcılık, tüketim kültürünü yaratmıştır. Tüketim-kültür ilişkisi; belleği, değerleri, sosyal grupla-rı, aileyi, yaşam tarzını kapsadığından her türlü tanıtım, alışveriş pratiği, pazarlama, marka oluşturma gibi ekonomik faaliyet de toplumun kültürel özelliklerinden, paylaşılan deneyim ve kolektif/ortak belleğinden yararlanarak gelişmiştir. Bu makalenin amacı, süreli yayınlardaki reklamlarla/ilanlarla sunulan pratiklerin Türk girişimciler tarafından kurulan günümüz platform ekonomilerinin atası olduğunu, dijital temelli bu platform ekonomilerinin aslında kültürel bellek/miras üzerine geliştiğini ortaya koymaktır. İlk örneklerine Geç Osmanlı’da rastladığımız bu platform ekonomileri; Kapalıçarşı kültürüyle Silikon Vadisi’nin birleşimi şeklinde kendini tanımlayarak, çerçiler, seyyar satıcılar gibi mesleklerden, atasözlerinden ilham alarak ya da Türk düğün geleneği etrafında biçimlenen yapılarıyla reenkarne bir deneyim olarak dijital ortamda yeniden üretilmektedir. Arşiv taraması yöntemiyle süreli yayınlarda tespit edilen eski reklamlar/ilanlar; adrese teslim ya da kapıdan alışverişten düğün organizasyonlarına, eve yemek siparişinden kullanıcı yorum-larına zaten geçmişte mevcut uygulamaların kültürel miras ve kolektif bellekle taşınarak bugüne ulaştığına birer kanıt hükmündedir. Girişimci ve tasarımcılar için kültürel miras, farklılık ve özgünlük yaratmanın temel kaynağıdır. Sürekli değişen küresel dünyada ülkenin özgünlüğünü ve kimliğini destekleyen bir kaldı-raç olarak ürün ve hizmetlerin dayandırılabileceği değerler üreten kültürel miras, ulusal ekonominin gelişi-mi için birincil unsurları içerir. Folklorun ‘geçmişin kalıntıları yerine yaşayan olguların incelenmesi’ ilkesin-den hareketle, günümüze bakma ve geleceği anlamaya çalışmanın yanı sıra günümüzde Türk kültürel değerlerinin ve pratiklerinin dijital platformlarda yaşadığının/yaşatıldığının görülmesinden dolayı, çeşitli kültür unsurlarının varlık alanının geçirdiği değişimler, ifade ediliş biçimleri tekno-kültür ekseninde çok yönlü incelenmiştir. Birey ve toplumun üretim-tüketim faaliyetlerinin kültürel, ekonomik, politik, psikolojik, sosyolojik ve iletişimsel boyutları olduğu gibi folklor da yalnızca dil, kültür ve edebiyat alanlarıyla değil, insan ve toplum bilimlerinin daha pek çok alanıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle çalışma, farklı arka planlara bakma ve bütünü görme amacıyla disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsemiştir. Kültürel ürünler ve markaların uluslararası arenada ülkelerin iz bırakan değerleri olduğu öncülünden hareketle; kültür, ekonomi ve teknolojiyi bir araya getiren günümüz platform ekonomilerinin kökenleri, Türk kültürel mirasının parçası olan süreli yayınlardaki reklam/ilan içeriklerinde tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu reklamlar/ilanlar, geçmişten günümüze taşıdıkları teknik, pratik ve deneyimsel bilgiyle kültürel yaratıcılık (unsur, uygulama, içerik) örneklerini içinde barındırdıklarından folklor araştırmalarına alternatif ve özgün perspektifler sağlayabilir.

  • Open Access

    Analysing Sustainability and Green Energy with Artificial Intelligence: A Turkish English Social Media Perspective

    by Fahrettin Kayan, Yasemin Bilişli, Mehmet Kayakuş, Fatma Yiğit Açıkgöz, Agah Başdeğirmen, Meltem Güler

    This study explores how linguistic and cultural differences shape social media discourses on green energy and sustainability by analysing English and Turkish tweets. Leveraging artificial intelligence-based text mining methods, the research examines users’ perceptions, emotions, and concerns about green energy on social media platforms. The findings reveal that in both languages, negative sentiments outweigh positive ones, with users frequently expressing their criticisms and apprehensions. However, significant thematic differences emerge based on language and culture. English tweets generally adopt a global and industrial perspective, while Turkish tweets are more focused on local, technical, and operational issues. By integrating sustainability into the analysis, this study highlights the interconnectedness of green energy discussions with broader environmental and societal goals. Social media platforms are shown to play a critical role in raising environmental awareness and influencing consumer perceptions. The results underline the importance of developing sustainability policies that consider regional dynamics, cultural contexts, and user expectations. Additionally, this study provides valuable insights for advancing climate research, media strategies, and digital marketing efforts. Ultimately, it emphasises the need for inclusive, informed, and innovative approaches to foster greener and more sustainable futures globally.


  • Aşk Üzerine: Platon’u Jacques Lacan’la Okumak

    by Meltem Güler

    ‘Aşk nedir?’ sorusu, binlerce yıldır şairleri ve filozofları meşgul etmiştir. Aşkı yalnızca erdemlerini yücelterek övülen bir mucize olarak görmek mi, yoksa ardından çekilen acıyı ve çaresizliği dile getirerek acımasızlığını ve yanılsamalarını ifşa etmek mi? Aşk’ın ‘ne’liğine dair bu sorulara yanıt arayan bazı psikanalistler de ozanların ve felsefecilerin izinden gitmişlerdir. Lacan, aşkı ayrıntılı bir biçimde ele aldığı Seminer VIII’de (Transference -1960-1961), bu sorulara yanıt aramak için Platon’un Sempozyum (Συμπόσιον) metnini seçmiştir. Lacan, bu metni seçme sebebini açıklarken analitik pratiğin başlangıcında aşk olduğunu hatırlatır. Bu nedenle de Lacan Sempozyum’u (Şölen) bir tür psikanaliz seansı olarak ele alır ve aktarımı aşk gibi bir şey olarak tanımlar. Aktarım, aşkı sorgulayan bir şeydir; analitik düşüncenin bakış açısından, aşkın temel bir boyutu olarak ‘ikirciklilik’ olarak bilinen şeyi ortaya çıkaracak kadar derinlemesine sorgular. Bu tam da Sempozyum’da yer alan diyaloglarda gerçekleştirilen şeydir. Diyaloglardaki aşk tartışmasının biçimi, esasen aşkın özüyle yakından bağlantılıdır; ‘aşk’ adeta diyaloglardaki geçişlerden, iniş-çıkışlardan ve paradokslardan oluşur. Bu makale, Platon’un Sempozyum’unu Lacan’la birlikte okuyarak ve Sempozyum’daki tüm konuşmacıları sırasıyla ele alarak aşkın farklı yüzlerini ortaya koymakta, aşkın doğası ve ne olduğu meselesini psikanalitik teoriyle tartışmaktadır.

  • Open Access

    Osmanlı’da Modernleşme, Kamusal Alan ve Kadın: Toplumsal Değişimi “Hanımlara Mahsûs Gazete”yle Okumak

    by Meltem Güler, Hasan Çeli̇k

    Kapsamlı bir modernleşmeye sahne olan Sultan II. Abdülhamid döneminde, toplumsal değişimi ve Osmanlı kadınının kamusal alandaki varlığını değerlendirmek bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Kadın ve kamusal alan ilişkisi, XIX. yüzyıl Osmanlı toplumunda bir modernleşme göstergesi olarak kullanılabilir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru farklı sınıfları çapraz kesen basın; moda-üretim-tüketim tarzları, eğitim, iletişim gibi kamusal alanın çeşitli biçimlerini içeren bir matris işlevi görmüştür. Çalışmada, bu matrisin çözümlenmesi için birer arayüz olarak, dönemin en uzun tirajlı kadın dergisi Hanımlara Mahsûs Gazete’nin 612 sayısında yer alan illüstrasyonlar, makaleler, reklamlar/ilanlar toplumsal dönüşümün ve kadınların kamusal alandaki görünür aktif katılımcılar olduğunun kanıtını sağlayan etkin araçlar olarak ele alınmıştır. Dergiden elde edilen 4392 adet verinin kategorilere ve yıllara göre dağılımı ortaya konularak dönemin sosyo-kültürel ve ekonomik görünümü analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, gelişen basının ve reklamcılığın kamusal alanı, toplumsal yapıyı ve yaşam tarzını değiştirdiği, 1908 öncesi Osmanlı kadınlarının kendi modernitelerinin yaratıcıları olarak kamusal alanda aktif katılımcılar olduğu saptanmıştır.


  • Open Access

    The Prisoner (2009) Dizisinde Şizoanaliz, Yersizyurtsuzlaşma ve Arzu Ontolojisi: İmkânsız Kaçış

    by Melik Koç, Meltem Güler

    Bu çalışmanın amacı psikanaliz ve şizoanaliz arasındaki tartışmayı The Prisoner (Tutsak, Nick Hurran, 2009) dizisi üzerinden somut olarak ortaya koymaktır. Arzunun baskıyı arzulayıp onun suç ortağı olması ya da aksine kurulu düzene isyan edip her yandan kuşatılması bu tartışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Psikanalitik hareketin en önemli keşfi olan bilinçdışı arzuyu, keşfettiği andan itibaren engelleyip hâkim düzenin aileye özgü ve toplumsal normlarına indirgemeye çalışarak sürekli tahrif ettiğini ileri süren Gilles Deleuze ve Felix Guattari şizoanalizi, arzulayan üretimin her cephesinde politik bir mücadele olarak tahayyül etmektedirler. Bu bağlamda arzuyla üretilen şeyleri, yani bir düşü, bir aşk pratiğini, somut bir ütopyayı, toplumsal düzlemde kurgulayan The Prisoner (2009) dizisi Delezuyen kavramlar üzerinden şizoanaliz yaklaşım ekseninde analiz edilmektedir.

  • Open Access

    Messiah Dizisi’nin Eleştirel Söylem Analizi: Mesih’in Dönüşü mü? Mesih’in Dönüşümü mü?

    by Melik Koç, Meltem Güler

    Medyanın toplumsal temsiller aracılığıyla ürettiği medya metinlerinin içeriği, toplumların değer yargıları, sosyo-kültürel yapıları, ideolojik ve politik eğilimleriyle yakından ilişkilidir. Sosyo-kültürel yapının ve değerlerin oluşmasında kültüre ihtiyaç duyduğu yapıyı sağlayan din, Stuart Hall için ideolojik anlamın bir alanıdır. İngiliz Kültürel Çalışmaları medya metinlerini de ideolojik yeniden üretimin gerçekleştiği ve aynı zamanda ideolojik mücadelenin verildiği bir alan olarak görmektedir. Din ve ideoloji ilişkisi, medyanın ideolojik olduğu görüşüyle bir araya geldiğinde çok katmanlı bir alan oluşturmaktadır. Bu çalışma, Messiah dizisi bağlamında Mehdi/Mesih inancını incelemeyi ve din, kültür, ideoloji, politika, hegemonya ve medya açısından dizinin topluma ilettiği mesajları görünür kılmayı amaçlamaktadır. Dizide yer alan, uluslararası ilişkiler kapsamında dini, siyasi, kültürel temsillere ve kodlara ilişkin söylemler, anlamın dil aracılığıyla inşa edildiğini vurgulayan ve eleştirel paradigma içinde yer alan inşacı temsil yaklaşımı ve Van Dijk’ın kavramlarından yola çıkılarak eleştirel söylem analizi yapılacaktır. Birinci sezonu oluşturan dizinin on bölümü üzerinden yapılan analizde, dizinin söyleminin dinin ideolojik yönünü hem birleştirici hem de ayrıştırıcı niteliği açısından vurgularken bilinen din ve inançları tartışmaya açarak bunların yerine yeni bir din ve düzen söylemi inşa ettiği tespit edilmiştir.


  • Open Access

    DİJİTALLEŞEN KAPİTALİZMİN YENİ AKTÖRLERİ: YOUTUBERLAR

    by Meltem Güler

    Dijitalleşen Kapitalizmin Yeni Aktörleri: Youtuberlar